- basvuru@psikologhalil.com
- Ankara
- +90 543 954 54 90
basvuru@psikologhalil.com
+90 543 954 54 90
2010 yılında 13 devlet üniversitesi, 8 tane de özel üniversitede olan psikoloji bölümü 2024 yılında toplam 143 üniversitede bulunuyor. Her yıl mezun olan yaklaşık 15 bin psikolog iş bulmakta zorluk yaşıyor. Çünkü psikoloji bölümünden mezun olmak sadece teorik eğitimden ibaret. Uygulamalı olarak psikoterapi eğitimini sadece klinik psikoloji yüksek lisans programları veriyor. Ancak klinik psikoloji yüksek lisans programını yetersiz olmasına rağmen tamamen maddi kazanç sağlamak için açan birçok özel üniversite bulunuyor. Çünkü üniversiteler sadece 2 yıllık klinik psikoloji yüksek lisans programı için 600 bin TL’ye varan ücretler talep ediyor ve kontenjan sayıları 100’lere kadar çıkabiliyor. Devlet üniversitelerinde veya kaliteli özel üniversitelerde bu kontenjan sayısı 10’u genellikle aşmıyor. Çünkü uygulamalı süpervizyon dersini her bir öğrenciye verilmesi gerekiyor. Durum böyleyken psikolog arayan danışanlar için çok zor bir seçim süreci başlıyor. Çünkü piyasada sadece üniversiteler değil 1 günlük uygun fiyatlı eğitimlerle tüm psikoterapi bilgisini aktardığını iddia eden, kendine eğitimci diyen birçok kişi var. Yani kalitesiz lisans ve yüksek lisans eğitimleri, kalitesiz kurslarla devam ediyor. Ancak danışan maalesef çoğu zaman bunun farkında olmuyor.
Danışanlara nihai tavsiyem şudur: Çekinmeden psikoloğun mezun olduğu lisans ve klinik psikoloji yüksek lisans belgelerini sorun. O üniversiteler alanında iyi bir eğitim veriyor mu bunu araştırın. Özgeçmişinde mezun olduğu üniversiteleri ve aldığı kursların kimler tarafından verildiğini yazmayan psikologlar için özellikle bu duruma dikkat edin.
—
Her yıl Türkiye’de 15 bin civarı psikolog mezun oluyor. Peki bu psikologların hepsi psikoterapi yapabilecek düzeyde bilgi ve deneyime sahip oluyor mu? Maalesef hayır.
4 yıllık psikoloji bölümünden mezun olan hiçbir psikolog uygulamalı eğitim görmüyor, doğal olarak görüşme yapma becerisine sahip olmuyor.
Psikologlar mezun olduktan sonra alandaki farklı eğitimlere başvurarak bu eksikliği tamamlamaya çalışıyor. Ancak bu eğitimlerin birçoğunun kalitesi ve içeriği oldukça yetersiz. Yeterli eğitimlerin çoğunda yüksek lisans yapmış olmak da zorunlu oluyor.
Bu yüzden eğer bir psikolog ile görüşecekseniz mutlaka hatrı sayılır bir üniversiteden lisans ve klinik psikoloji yüksek lisans belgelerinin olup olmadığını sorun. Bu belgeleri size beyan edemeyen psikologlarla hiçbir koşulda görüşmeyin.
Piyasada kendisini yetkin bir psikolog gibi göstermeye çalışan bir sürü kişi bulunuyor. Hem paranızı hem zamanınızı hem de çabanızı vereceğiniz terapi süreci için terapisti araştırmak, en doğal hakkınız.
Bilgi edinmek veya randevu talep etmek için internet sitemi ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca benzer videolar için beni takip edebilirsiniz.
Depresyonda olan birinin hiçbir işlevini yerine getiremediği veya yataklardan kalkamadığı düşünülür.
Ancak depresyonda olan herkes depresif duyguları aynı şekilde yaşamak zorunda değil.
Hepimizin hem sevdiklerimize, hem de kendimize karşı sorumlulukları olduğu için, olumsuz hissettiğiniz tüm duygulara rağmen, günlük işlevlerinizi yerine getirmeniz için motivasyon buluyor olabilirsiniz. Ancak bu motivasyon kaynağı gittikçe etkisini kaybedebilir.
Siz de böyle bir döngünün içindeyseniz, bu duygularla baş etmek artık çok zor hatta imkansızmış gibi hissettiriyorsa, lütfen çevrenizdekiler ve en önemlisi de kendiniz için profesyonel bir yardım almaktan çekinmeyin.
Ayrıntılı bilgi için bana mesaj atabilirsiniz. Benzer videolar için de beni takip edebilirsiniz.
İnstagram Videosu
John Gottman uzun süreli yaptığı araştırmaların sonucunda mutlu ilişkisi olan çiftlerde bir temel özellik fark ediyor.
Bu özelliklerin cinsiyete göre farklılık gösterdiğini de görmüşler. Tabiki istisnalar her zaman mümkün.
Bir erkeğin ilişkiye daha iyi hale getirmesi için partnerinin ilişkideki varlığını kabul etmesi gerekiyor. Yani kadının söylediği veya yaptığı şeyleri görmesi, bunlara tepki vermesi gerekiyor.
Bir kadının ilişkiyi daha iyi hale getirmesi için ise arada sırada haksız olduğu konularda özür dilemesi gerekiyor. Yani çok gurur yapmıycak, kadın da özür dilemesini bilecek.
Araştırmaya dayalı bu tarz bilgileri kaçırmamak için takip edebilirsiniz. Ayrıca ilişkinizi daha iyi hale getirmek için, mesaj atarak veya internet sitemdeki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz.
İnstagram Videosu
Çok bencilsin!
Off çok salaksın.
Her zaman geç kalıyor olmamızın sebebi ben değilim.
Boşversene ya.
Biraz önce rolplayini yaptığım davranış kalıplarına mahşerin 4 atlısı deniyor.
Eleştiri
Savunma
Küçümseme
ve
Duvar örme
bunlar ilişkideki partnerlerin mutsuz olmasına hatta bu ilişkinin bitmesine bile yol açabiliyor.
Bu davranış kalıpları neredeyse her ilişkide görülüyor. İlişkideki birçok insan da çoğu zaman bunları uyguladığının farkında bile değil. Bu yüzden de ilişki içerisinde kendilerini, zaman geçtikçe derinleşen bir girdaba çekilmiş gibi hissediyorlar.
Eğer bu sorunları siz de yaşıyorsanız ve ilişkinizin bitmesini istemiyorsanız, çift terapisinden son derece fayda görebilirsiniz.
Bu davranış kalıplarıyla nasıl baş edileceğini öğrenmek için takip ederek diğer videomu da kaçırmayın.
İsterseniz randevu almak mesaj yoluyla veya internet sitemdeki formu kullanarak bana ulaşabilirsiniz.
John ve Julie Gottman 50 yıldan fazla süredir, 5000’den fazla çiftin yaşamını ayrıntılı bir şekilde inceledi.
Ayrıntılı diyorum çünkü çiftlerin 24 saatleri, ses ve video kayıtları, kalp ritimleri ve dışkı örneklerindeki stres seviyeleri dahil ederek incendi. Bu veriler üzerine yapılan birçok araştırma sonucunda Gottman Çift Terapisi yöntemi geliştirildi.
Bu sayede mutlu ve mutsuz ilişkilerin farkları bilimsel olarak ilk defa ortaya konulmuş oldu. Bu yaklaşımın başarılı olduğu geçtiğimiz 50 yılda da birçok kez kanıtlandı.
Hatta o kadar başarılı ki, bir Gottman Terapisti çifti yaklaşık 10 dakika gözlemledikten sonra, ilişkilerinin sonraki 5 yılda devam edip etmeyeceğini %90 seviyelerinde yordayabiliyor.
Tabiki sadece tespit etmekle kalmıyor. Gottman Terapistlerinin yaptığı kapsamlı değerlendirme ve sonrasında uyguladıkları birçok farklı müdahale ile ilişkilerin iki taraf için de tatmin edici bir şekilde sürmesi sağlanabiliyor.
Siz de ilişkinizde sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız özel mesaj atarak veya internet sitemdeki formu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha önce ilişkileri bitiren mahşerin 4 atlısından bahsetmiştim. Bu videoda da bu davranış kalıplarıyla nasıl baş edilebilir buna değinicem.
Kısaca hatırlayalım. Eleştiri, savunma, küçümseme, duvar örme.
Eleştirinin panzehiri ben dili kullanmaktır. Eğer eleştiri yaptığınızı fark ediyorsanız, herhangi bir konuda partnerinizin kişiliğini veya genel iş yapış biçimini eleştirmek yerine, ‘bu olduğunda şöyle hissediyorum’ şeklinde iletişim kurabilirsiniz.
Savunmanın panzehiri sorumluluk kabul etmektir. Eğer savunma yaptığınızı düşünüyorsanız, konuyla ilgili küçük de olsa sorumlu olduğunuz bir kısım olduğunu partnerinize belirtin.
Küçümsemenin panzehiri takdir etmektir. Eğer küçümsediğinizi fark ediyorsanız, büyük küçük bir şey demeden partnerinizin yaptığı şeyleri takdir edin.
Duvar örmenin panzehri sakinleşmektir. Eğer iletişim esnasında duvar ördüğünüzü fark ettiyseniz 15-20 dakika ara vermek istediğinizi partnerinize güzel bir dille belirtin. Çünkü duvar örme sırasında vücudumuz sakinmiş gibi dursa da kalp atışımız oldukça yükselir.
Siz de ilişkinizde bu sorunları yaşıyorsanız ve üstesinden gelemiyorsanız, gottman metodu çift terapisine aşağıdaki adresten başvurabilirsiniz.
Eğer ilişkinizde sonu gelmez tartışmalar oluyorsa bu videoyu mutlaka eşinize gönderin. Çünkü birazdan bu tartışmaların daha yapıcı bir hale nasıl dönüştürebileceğinizden bahsedicem.
Boşanan veya ayrılan çiftler tartışmaya oldukça sert bir şekilde başlıyor. Konu ne olursa olsun ilk tartışmaya başladıkları cümle, ses tonu, vücut dili genellikle olumsuz oluyor. Hatta böyle başlayan tartışmaların %96’sı iki tarafı da tatmin etmiyor.
Kendilerini mutlu olarak tanımlayan çiftler de aslında aynı oranda tartışıyor. Ancak mutlu çiftler tartışmaya başlarken birbirlerinin duygu ve düşüncelerine önem gösteriyor. Bunu da birkaç yöntemle yapıyor.
Karşı tarafı suçlamıyor, ses tonuna dikkat ediyor, partnerinin ne hissettiği veya ne yaptığından ziyade kendi duygularının ne olduğunu karşıya aktarıyor.
Sizin ilişkinizde de bitmek bilmeyen tartışmalar bir anda alevleniyorsa, özellikle tartışmaya başlarken söylediklerinize ve nasıl söylediğinize biraz daha dikkat edebilirsiniz.
Sorun hala çözülmüyorsa, merak etmeyin ben buradayım. Gottman çift terapisi için internet sitemden başvuru formu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Bu sorunun kısa cevabı, evet. Erkeklerle kadınlar gerçekten farklı. Biyolojik farklılıklar da davranışlara yansıyabiliyor.
Hatta mahşerin 4 atlısı olan belirtilerden eleştiriyi %70 oranında kadınlar yaparken, duvar örmeyi %85 oranında erkekler yapıyor.
Bu durumların kişisel açıklaması elbette olabilir. Ancak biyolojik gelişime ve sosyal düzene bakıldığında erkek ve kadınların arasında fark olması hiç de şaşırtıcı değil.
Şöyle düşünün, tarih boyunca yaşadıkları karşısında erkeklerin sinir sistemi, neredeyse her zaman bir anda aktif olması gerekti. Özellikle avlanma gibi faaliyetler, erkeklerin sinir sisteminin daha çabuk aktif olması ve yatışmasının daha zor olmasına yol açıyor.
Kadınlarda ise durum tam tersi. Tarih boyunca anne olan kadınların çocuklarını yaşatabilmek için kaliteli süt üretmesi gerekiyordu. Bu yüzden kadınlar çocuk yetiştirebilmek için sinir sistemlerini baskılamayı öğrendi.
Bu gibi biyolojik farklılıklar da iletişimdeki farklılıklara yol açtı.
Ancak bu farklılıklara rağmen iyi bir iletişim kurmak son derece mümkün. Sizin de ilişkinizde sorun yaşadığınız alanlar varsa, sitemdeki formu doldurarak veya özel mesaj yoluyla bana ulaşabilirsiniz.
Biraz sonra söyleyeceğim ödevleri önümüzdeki 5 gün yaparsanız ve eşinizle olan iletişimin güçlendiğini göreceksiniz.
Birinci gün
Düşünce: Eşimi gerçekten seviyorum.
Ödev: Eşinizin sevimli ya da sevecen bulduğunuz bir özelliğini ona söyleyin.
İkinci gün
Düşünce: İlişkimizdeki iyi dönemleri hatırlıyorum.
Ödev: İyi bir dönem seçip onu eşinize anlatın.
Üçüncü gün
Düşünce: İlişkimizdeki romantik veya özel günleri hatırlıyorum.
Ödev: O günlerden birini seçip eşinize ayrıntılı biçimde anlatın.
Dördüncü gün
Düşünce: Eşimin fiziği bana çekici geliyor.
Ödev: Eşinizin hoşunuza giden fiziksel bir özelliğini ona söyleyin.
Beşinci gün
Düşünce: Eşimin gurur duyduğum özellikleri var.
Ödev: Bu özelliklerden birini eşinize söyleyin.
Bu uygulamalar eşiniz ile arkadaşlık ilişkinizi artıracak ve birbirinize karşı olan olumlu duyguları canlandıracaktır. Benze alıştırmalar için takip etmeyi unutmayın.
Ayrıca ilişkinizi kapsamlı değerlendirmek ve daha iyi bir noktaya getirmek için internet sitemdeki iletişim formunu doldurarak çift terapisi randevusu alabilirsiniz.
Erkeklerin kadınlara şiddet uyguladığı ilişkilerde, erkeklerin bazı özellikler bakımından 2’ye ayrıldığı görülüyor. Bir gruba kobralar, diğer gruba ise pitbullar adı veriliyor. Bu videoda bu grupların genel özelliklerine değinicem. Siz de bu videoyu eşinize göndererek, onun da ilişkilere dair farkındalığını artırabilirsiniz. Ayrıca kobra ve pitbulların özelliklerini ayrı ayrı anlattığım videoyu kaçırmamak için beni takip edebilirsiniz.
İnsanlar birbirleriyle tartışmaya girdiklerinde kalp atış hızları artar. Ancak bazı erkeklerin sözlü saldırı başladığı an kalp atış hızlarının düştüğü görülüyor. İlk başta bu durum son derece mantık dışı duruyor. Yani kobra olarak adlandırılan bu kişiler, dışarıdan bakıldığında saldırgan dururken içeriden oldukça sakin bir görüntü sergiliyor.
Pitbullarda ise durum tam tersi. Pitbulların sanki içinde yanan bir ateş giderek harlanıyor. Tartışma başladıktan yaklaşık 15 dakika içerisinde ise öfke seviyesi maksimuma ulaşıyor.
Hem kobralar hem de pitbulların tartışmalarının şiddetle sonuçlanma ihtimali ise oldukça artıyor.
Siz de çift veya bireysel terapi için bana başvurarak ilişkiniz için bir adım atabilirsiniz.
Gottman çift terapisinin en temel kavramından bahsetmek istiyorum. Güçlü ilişki evi. Bir evliliğin mutlu olması için güçlü ilişki evindeki bazı adımları tamamlamak gerekiyor. Ancak öyle iki özellik var ki, bunlar olmadan bir ilişkiden dahi bahsedemiyoruz. Bu iki kavram güven ve bağlılık. Yıllarca süren gözlem ve araştırmalar sonucunda ilişkinin en temel iki taşının güven ve bağlılık olduğu keşfedilmiş. Bu videoyu eşinize göndererek ilişkinize dair farkındalığının artmasını sağlayabilirsiniz.
Güven derken, ilişkide olduğunuz kişinin söylediklerine ve davranışlarına ne kadar güvendiğinizden bahsediyoruz. Partnerinize, gerçekten size karşı dürüst olması gerektiği konularda dürüst olduğunu düşünüyor musunuz?
Bağlılık kastım da, siz ve partneriniz bu ilişkide olmak istiyor mu? Birçok farklı sorun yaşıyor olabilirsiniz ancak eşiniz hayatını sizinle geçirmek istiyor mu?
Güven ve bağlılık konusunda sorduğum bu iki soruya evet diyorsanız ve buna rağmen çözmeniz gereken sorunlar olduğunu düşünüyorsanız gottman çift terapisi aslında tam size göre. Sitemdeki başvuru formunu kullanarak veya mesaj atarak terapi hakkında bilgi alabilirsiniz.
Unutmayın rüyalar geleceği göstermez, ancak hayatımıza ışık tutabilir.
Hayatınızda almaya çalıştığınız bir karar veya atmaya çalıştığınız bir adımda zorluk yaşadığınızı gösteriyor olabilir.
İstediğiniz bir şeyi yapmadığınız için yaşadığınız pişmanlığı yansıtıyor olabilir.
Spesifik bir konuyla ilgili kontrolünüz olmadığını ve bu konuyla alakalı sorun yaşayabileceğinizi düşündüğünüzü gösterebilir.
Bir zorlukla baş etmeye çalıştığınızı, gelecek hakkında da kaygılı olduğunuzu gösterebilir.
Herhangi bir şey tarafından kovalanıyor olmak, bir durumdan veya bir duygudan kaçmaya çalışıyor olduğunuzu gösteriyor olabilir.
Kendinize olan güveninizin az olduğuna, kendinizi beğenmediğinize veya yeteri kadar iyi olmadığınızı düşündüğünüze işaret ediyor olabilir.
Hayata dair sorgulama yaptığınız, anlam aradığınız bir dönemde olabilirsiniz. amaçlarınızı tekrar düşünüp plan yapmak yararlı olabilir.
Tekrarlayan rüyaların anlamlarını merak ediyorsanız sizi tanıdıktan sonra yorum yapabilecek psikoloğa yani bana başvurabilirsiniz.
Genellikle, danışmanlık dendiğinde kısa süreli, hatta tek seanslık profesyonel bir yardım akla gelirken, psikoterapide bu süreç çok uzundur, hatta yıllar alabilir.
Danışmanlık genelde problem merkezlidir ama psikoterapi, kişiyi merkezine alır.
Psikoterapide ve danışmanlıkta yaşanan süreç benzerdir ama zaman konusunda aralarında farklılık vardır.
Aslında danışmanlıkta yapılan şey, insan davranışının belli bir alanında uzman olmuş bir kişi tarafından bilgi, tavsiye ve komut verilmesidir.
Ama psikoterapi, kişilerin neden kendilerini tatmin etmeyen bir şekilde düşündüklerini, hissettiklerini ya da bu yönde davranışlar sergilediklerini bulmasına yardımcı olan bir süreçtir.
Aradaki farkı bir metaforla göstermek istersek şunu diyebiliriz. Danışman bir öğretmenken, psikoterapist bir dedektiftir.
Siz de kendi yolculuğunuza çıkmak ve kendinizi keşfetmek istiyorsanız, psikoterapi başvurusu için bana ulaşabilirsiniz. Son olarak benzer videolar için takip etmeyi unutmayın.
Psikoloji dünyasına çok önemli katkı yapan bir araştırmacı var Robert Cialdini.
Robert bir deney düzenliyor. Bu deneyde araştırmacılar deneye katılan bir gruba etik olarak kabul edemeyecekleri kadar büyük bir talepte bulunuyor. Deneklerden ilk olarak, iki yıl boyunca haftada iki saat büyük bir suça karışmış gençlere yardım etmeleri isteniyor. Tabii ki böyle bir isteği gruptakiler reddediyor. Hemen ardından aynı gruptaki kişilerden bir günlük hayvanat bahçesi gezisine rehberlik yapmaları isteniyor. Grup bu isteği ise kabul ediyor.
Yani ilk önce büyük daha sonra küçük bir istekte bulunulan grubun, sadece küçük bir istekte bulunulan kişilere göre o isteği kabul etme oranları çok daha fazlaydı.
Bu durum da psikoloji dünyasına ‘door in the face’ yani yüzüne kapıyı çarpma tekniği olarak geçti.
Bu tekniğe benzer ancak tam tersi bir mekanizmayla işleyen farklı bir örneği bir sonraki videomda anlatacağım. Takip etmeyi unutmayın.
Daha önce door in the face yani yüzüne kapıyı çarpma olarak bahsettiğim ikna tekniğinin tam tersi olan bir teknikten bahsedicem.
Bu tekniğin adı ise foot in the door yani kapıyı aralama. bu teknikle ile ilgili yapılan ilk araştırma ise şöyle.
Bir grup insan ev telefonlarından aranarak bir araştırma için evdeki eşyalarla ilgili birkaç soru soruyor. 3 gün sonra aynı kişiler aranarak aynı araştırma için evlerine 5 kişinin gönderileceği ve ev eşyalarının sayımının yapılacağı belirtiliyor.
İlk başta sadece birkaç soru cevaplayan grup, hiç soru cevaplamadan evine 5 kişinin gönderileceği söylenen gruptan 2 kat daha fazla bu durumu kabul ediyor.
Yani araştırmacılar ikna ederken ilk önce ufak adımlarla güven kazanmış oluyor.
Benzer psikoloji içerikleri için takip etmeyi unutmayın. Ayrıca online psikoterapi hizmeti için bana bu numaradan veya internet sitesinden başvurabilirsiniz.
Daha önce eşinizle ilişkinizi güçlendirecek 5 günlük bir alıştırma önermiştim. Siz de oldukça beğenmiştiniz. Şimdi o alıştırmanın ikincisini veriyorum. Kaydedip eşinize gönderebilirsiniz. ayrıca devamı için beni takip edebilirsiniz.
Birinci gün
düşünce: ilişkimizde ‘ben’ yerine ‘biz’ diye hissediyorum.
ödev: ortak sahip olduğunuz bir şey düşünün ve birbirinize söyleyin.
İkinci gün
düşünce: bazı konularda düşüncelerimiz ve değerlerimiz aynı
ödev: ortak paylaştığınız bir düşünceyi paylaşın
Üçüncü gün
düşünce: ortak hedeflerimiz var
ödev: bu hedeflerden birini birbirinize anlatın
Dördüncü gün
düşünce: eşim benim en iyi dostumdur
ödev: eşinizin sizin hakkınızda bildiği bir sırrı düşünün, yoksa ona bir sırrınızı söyleyin
Beşinci gün
düşünce: evliliğimde büyük bir destek görüyorum
ödev: eşinizin sizi çok desteklediği bir zamanı düşünün ve birbirinize anlatın
Bu alıştırmalar arkadaşlık ilişkinizi güçlendirecek. Ancak bu alıştırmaları yaparken zorlandıysanız gottman çift terapisine başvurmayı düşünebilirsiniz. Mesaj yoluyla veya sitemden bana ulaşabilirsiniz.
1960’lı yıllarda Walter Mischel tarafından sonuçları oldukça ilginç olan bir psikoloji çalışması yapılıyor. Bu çalışmaya ‘marshmallow testi’ adı veriliyor.
Bu testte çocukların ertelenmiş hazza olan eğilimleri değerlendirildi. Her çocuğa bir seçim sunuldu: Hemen bir lokum yemek ya da 15 dakika bekleyip iki lokum almak.
Bu araştırmanın uzun süreli sonuçlarında, anlık cazibeye direnebilen çocukların, daha yüksek akademik başarı ve daha sağlıklı ilişkiler gibi daha iyi yaşam sonuçlarına sahip olduğu bulundu.
Yani öz kontrolün önemi ve uzun vadeli faydaları vurgulanmış oldu. Ayrıca haz erteleme yeteneğinin kişisel gelişim için de kritik bir beceri olduğu görüldü.
Takip eden çalışmalar, öz kontrolün çevresel faktörlerden etkilendiğini ancak doğuştan gelen bir kısmının da olduğunu bizlere göstermiş oldu.
Eğer siz de öz kontrol ile ilgili sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız, online terapi seansları ile ilgili bilgi almak için mesaj yoluyla veya internet sitemden bana ulaşabilirsiniz.
Obsesif-Kompulsif bozukluk yani okb, zihninize hükmeden bir durumdur.
Aklınıza saplanan takıntılı düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşüncelerden kurtulmak için yapılan zorlayıcı ritüeller (kompulsiyonlar) ile hayatınızı ele geçirir.
Mesela, mikrop korkusuyla ellerinizi kanatana kadar yıkamak ya da bir şeyi defalarca kontrol etmek.
Bu kısır döngü, özgürlüğünüzü elinizden alabilir.
Ancak umut var! psikanalitik yaklaşım veya bilişsel davranışçı terapi ile okb’yi alt etmek mümkün.
Erken tanı ve size uygun tasarlanmış bir terapi süreci ile, hayatınızı ele geçiren bu kaygıdan arınabilirsiniz.
Kendinize bir iyilik yapın ve okb’ye karşı bu süreci beraber yürütelim
Sorularınız ve randevu için mesaj atabilir veya sitemden bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Kaygı duymak, kaygılı olmak, kaygı hissetmek.
Bunlar hayatımızın her evresinde yaşadığımız normal bir duygu değil mi?
Kesinlikle evet. Peki kaygıyı ne zaman bir bozukluk olarak görmeliyiz?
Beyninizin bir köşesi sürekli kaygı duygusu için ayrılmış gibiyse, sanki o bölgede sürekli bir tehlike , korku, endişe çanları çalışıyorsa, bu durumun kaygı bozukluğu olma ihtimali yüksek.
Böyle bir durumda işinizi yapamaz, ders çalışamaz veya sevdiklerinizle vakit geçiremez bir hale gelebilirsiniz.
Ama merak etmeyin, kaygıyla baş etmek hem davranışsal hem de psikanalitik anlamda mümkün.
Kaygıyı oluşturan yaşanmışlıkları keşfederek, farkındalık yaratarak çözüm yolları ürettiğimiz terapi seanslarına başvurabilirsiniz.
Mesaj atarak veya sitemdeki iletişim formunu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Bir ilişkide bazen bir taraf daha kopuk gibi görünür.
Evle ilgisi olmaz. Diğer aile üyelerinin hayatıyla ilgili hiçbir şeyi merak etmez. Duygusal olarak sizi önemsediğini hissedemezsiniz.
Bu durumlar iletişim esnasında açıldığında da genelde farkında değilmiş gibi davranır.
Ancak bu konu gottman çift terapisi esnasında, ‘çatışma içindeki hayaller’ müdahalesiyle birlikte bir uzman tarafından ele alındığında, bu duygusal kopukluğun aslında bilinçli olduğu görülür.
Duygusal olarak kopuk olan kişiler kendilerine şunları söyler ‘sadece uyum sağla, elindekiyle mutlu olmaya çalış, hayalci olma, her şey iyi olacak’.
Ancak daha derinlerde buna inanmazlar. İlişkiden kurtulmak için ya da en azından duygusal olarak daha uzak hale gelmek için hazırlık yapmaktadırlar.
Mesaj atarak veya sitemdeki iletişim formunu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Bazı kişilerin ailesi kaotiktir. Yani ailesinde olan olaylarla, durumlarla ilgili kendisinin çok bir etkisi yoktur. Büyürken bazı şeyler yaşanır ve o kişinin hayatına yön verir.
İşte böyle biriyle bir ilişki yaşıyorsanız veya sizin de hayatınızda kaotik durumlar yaşandıysa, partnerinizin hayatında kontrol edemedikleri bazı noktalar olabilir.
Bu noktalar üzerine eşinizle konuşarak ona nasıl yardım edebileceğinizi sorarak aranızdaki ilişkiyi olumlu anlamda etkileyebilirsiniz.
Mesaj atarak veya sitemdeki iletişim formunu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Son zamanlarda sosyal medyada narsizmle alakalı oldukça fazla içeriğe rastlıyorum. Hatta sadece bu konuya ayrılmış ve yalan yanlış bilgiler veren birçok sayfa bile var.
Kötü giden bir ilişkide karşıdakine narsist diyerek bu tanıyı koymak muhtemelen kişinin kendisini o an için iyi hissetmesini sağlayabilir. Ancak uzun vadede belki de kendinizle ilgili bazı şeyleri göz ardı etmenize yol açabilir.
Şimdi kısaca narsisistik kişilik bozukluğunun belirtilerinden bahsedeceğim. Ancak kendinize veya bir başkasına bu tanıyı sadece ama sadece uzmanların koyması gerekir.
-kendi başarılarını abartır
-sınırsız güç düşler
-sadece özel kişilerle ilişki kurabileceğini düşünür
-çok beğenilmek ister
-sosyal ortamlarda kendisine kıyak geçilmesi gerektiğini düşünür
-kendi çıkarları için başkalarını kullanır
-empati yeteneği azdır
-ya başkasını kıskanır ya da başkasının onu kıskandığını düşünür
-başkalarına karşı tutumları saygısızcadır
Tekrar hatırlatmak istiyorum, bu belirtiler sadece bir uzman tarafından gözlenmeli ve değerlendirilmelidir.
Mesaj atarak veya sitemdeki iletişim formunu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Klasik öğretilere göre yüz yüze yapılan terapilerin daha faydalı olacağı gibi bir inanç var. Covid döneminde yapılan terapilerin ise yüzde 85’i online olarak yapıldı.
Bu durum zorunluluktan kaynaklanmış olsa da akıllarda tek bir soru var. Bu sorunun cevabını benim de birçok danışanım merak ediyor. Online terapi gerçekten faydalı mı.
Online terapinin yeterliliğine dair yapılan birçok çalışma toplanarak meta analiz araştırmaları yapılıyor. Bunların sonucunda ise online terapinin yüz yüze yapılan terapilerden hiçbir farkının olmadığı bulunuyor.
Terapinin başarıya ulaşması için en önemli faktörün terapist ve danışanın arasında kurulan güven bağı olduğu ortaya çıkıyor.
Yani terapinin online veya yüz yüze olması ve terapistin uyguladığı yöntemden ziyade, danışanın terapiste ısınması ve terapötik bir şekilde iletişim kurmuş olmaları gerekiyor.
Siz de mesaj atarak veya sitemdeki iletişim formunu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Daha önce iradenin doğuştan mı geldiğini, yoksa sonradan mı oluştuğunu araştıran bir çalışma paylaşmıştım. Bu çalışmanın günümüz kültüründe yetişen çocuklar üzerinde bir tekrarı 2018 yılında yapıldı. bu çalışmanın ise sonuçları şöyle:
Daha zengin ailelerin çocukları bir şekerlemeyi hemen almak yerine iki şekerlemeyi daha sonra almayı tercih etti. Ancak ekonomik açıdan zorluk çeken ailelerin çocukları bir şekerlemeyi anında almayı tercih etti.
Ayrıca bu çalışmada da, çocukların yetişkinlik dönemindeki başarılarına bakıldı. çocukların yetişkinlik döneminde başarılı olup olmadıkları az da olsa iradeyi kontrol etme yeteneği ile ilişkili bulundu.
Buna rağmen çocukların başarılı olup olmamasını sosyo ekonomik faktörlerin çok daha fazla etkilediği görüldü.
Sonuç olarak belki de şunu söyleyebiliriz, doğduğumuz aile gerçekten bizi başarıya götürebilen bir faktör. Ancak kendimizi ve çevremizi geliştirerek, doğuştan gelen şanssızlıklarımızın da önüne geçebileceğimizi bu çalışmayla görmüş oluyoruz.
Siz de mesaj atarak veya sitemdeki iletişim formunu doldurarak bana ulaşabilirsiniz.
Daha umutlu bir gelecek için terapi ihtiyacınızı ertelemeyin.
Son zamanlarda ard arda toplumu etkileyecek birçok olayla karşılaştık. Deprem, vergi kaçakçıları ve küçücük çocukların öldürülmesi.
Bu tarz olayları gerçekten kabul etmek çok zor ve acı.Ancak bu olayların ortak noktasını çok iyi anlamak lazım. Özellikle toplumun genel olarak psikolojisini etkileyen büyük olaylar, jenerasyonların devlete topluma olan güvenini temelden sarsıyor.
Peki bu güven nasıl geri toplanabilir. Devlet kurumları bu gibi olayların olmasını engelleyerek veya olduktan sonra adalet sisteminin iyi ve hızlı çalışmasını sağlayarak toplumun kaybolan güvenini tekrar sağlayabilir.
Peki bu oluyor mu? Maalesef hayır. Bu gibi olaylar sadece toplumu değil aynı zamanda bireysel düzeyde de herkesi etkiliyor. Lütfen psikolojik sağlığınıza dikkat edin.
Aldatan taraf ister eşiniz ister babanız olsun, aldattığı kişiyle yüzleşmek çoğu zaman doğru tercih değildir. Çünkü o an duyguları kontrol etmek son derece zordur ve iki taraf için de daha sonra pişman olunacak şeylere sebep olabilir.
Bir aldatma durumunda eğer zorlama yoksa ve iki yetişkin de karşı tarafın ailesine nasıl bir zarar verdiğini biliyorsa, bu durumda suç bir tarafta değildir. Tabii bazen tarafların yakınları daha kolay yüzleştiği kişilerle konuşmayı tercih edebilir.
Bir tarafın aldatmaya teşvik ediyor olması iki taraf için de aldatmayı meşru kılmaz. En azından aldatılan kişinin yakınları bu durumu duygusal olarak bu şekilde kabul edemez.
Eğer aldatan kişi bu savunmayı yaparsa çoğu zaman karşı taraf için bir anlamı olmaz. Yapılabilecek en iyi şey eğer pişmansa bu pişmanlığı dile getirip özür dilemektir.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorum olarak belirtebilirsiniz.
Geçen gün berberde traş olurken televizyonda bu şarkı çalıyordu.
Şarkının sözlerini daha önce defalarca dinlememe rağmen ilk defa anlayarak dinledim.
Bir kişi duygusal bir süreç yaşıyorsa genelde o kişiye yardımcı olmak için çözüm sunmaya çalışırız. Ancak neredeyse her zaman bu söylediklerimizin bir anlamı olmaz. Hatta tam tersine aradaki ilişkiyi olumsuz etkiler.
Çünkü duyguların kabardığı bir anda kişi duygusal olarak anlaşılmak ister. Çünkü sizin tarafınızdan kabul gördüğünü bu şekilde hisseder. Bu şekilde varlığını ona huzur verir.
İlla akıl vermek istiyorsanız kişinin duygusal durumunun geçmesini bekleyin. Daha sonrasında konu ile ilgili bir fikriniz olduğunu ve duymak isteyip istemediğini sorun.
Yani Tarkan’nın da dediği gibi ‘verme, akıl verme vereceksen huzur ver’.
Kaygı veya panik sorunu yaşayan kişilerin bu şarkının sözlerini, çok anlamlı bulacağına eminim!
Eğer siz de bu şekilde hissediyorsanız terapi sürecine başlamak için bana çekinmeden yazabilirsiniz.
ı get overwhelmed so easily
my anxiety creeps inside of me
makes it hard to breathe
what’s come over me?
feels like ı’m somebody else
ı get overwhelmed so easily
my anxiety keeps me silent
when ı try to speak
what’s come over me?
feels like ı’m somebody else
ı get overwhelmed
all of these faces who don’t know what space is
and crowds are shut down ı’m overstimulated
nobody gets it, say ı’m too sensitive
ı can’t listen ’cause ı’m eyeing the exits
this mind isn’t mine, who am ı to judge?
oh, ı should be fine but it’s all too much
çok kolay bunalıyorum
kaygım içimde yuvalanıyor
nefes almayı zorlaştırıyor
bana ne oldu böyle?
başka biriymişim gibi hissediyorum
çok kolay bunalıyorum
kaygım beni sessiz tutuyor
konuşmaya çalıştığımda
bana ne oldu böyle?
başka biriymişim gibi hissediyorum
bunaldım
boşluğun ne olduğunu bilmeyen tüm bu yüzler
ve kalabalıklar yok oldu, çok fazla uyarıcıya maruz kaldım
kimse anlamıyor, çok hassas olduğumu söylüyorlar
dinleyemiyorum çünkü bu durumdan kurtulmayı arıyorum
bu zihin benim değil, ben kimim ki yargılayayım?
iyi olmalıyım ama hepsi çok fazla geliyor
Birincisi
Her iletişime girdiğinizde acımasız bir şekilde sürekli hassas olduğunuz noktalara baskı yapıyor ve sonrasında da ben sadece dile getiriyorum, abartılı tepki vermene gerek yok diyorsa.
İkincisi
Sizin istemediğiniz iyilikleri size yaptıktan sonra karşılığında bir şeyler bekliyorsa. Yani her yaptığı iyiliğin altında bir karşılık bekliyor hissi oluşturuyorsa.
Üçüncüsü
Yaşadığınız bir sorunu anlattığınızda ‘o da bir şey mi bir de benim yerimde olsan’ gibi empatiden yoksun cevaplar veriyorsa.
Dördüncüsü
Bu işi kendisi kolayca yapabilecek durumdayken, normalde yapmayı istemeyeceğiniz bir şeyi, kendisi sorumluluk almayarak yapmaz ve sizden yapmanızı isterse.
Manipüle ediliyor olabilirsiniz. Lütfen kurduğunuz ilişkileri farkında olarak yürütün.
Eğer terapi ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, mesaj atarak bilgi edinebilirsiniz. Benzer videolar için beğenip takip edebilirsiniz.
İntihar psikoloji biliminin en önemsediği konulardan birisidir. Bir gece masalında da bu konu işleniyor. Gelin beraber yorumlayalım.
İnancınıza göre bu cümle doğru olabilir ancak daha yeni intihar girişiminde bulunmuş, yeni yeni kendine gelen birine bu şekilde söylemek en iyi tabirle empati yoksunluğudur. Bu evrede bu şekilde bir cümle kurmak karşıdakini suçlamaktır. İlla ders vermek istiyorsanız bu dersin bir işe yaraması için biraz zaman geçmesini bekleyin.
İntihar eden bir kişiye zayıf iradeli demek gerçekten bu konuda pek bilgi sahibi olmadığınızı gösterir. Çünkü intihar kararı kolay alınan bir karar değildir, emin olun intihar eden kişi o zamana kadar tahmin bile edemeyeceğiniz duygusal zorluklara göğüs germiştir.
İntihar eden birine karşı nasıl yaklaşılmayacağını gördük. Böyle bir durumda sadece ihtiyaç duyduğunda yanında olduğunuzu söylemeniz yeterli olacaktır.
Randevu almak için mesaj atabilirsiniz. Ayrıca benzer videolar için takip etmeyi unutmayın.
Siyah Kalp dizisinde duygular ve bu duyguları karşıdaki kişiye göstermekle alakalı size küçük bir bölümü gösterip yorumlamak istiyorum.
Bu sahnede satır arasında vurgulanan bir düşünce var. ‘seven kişi sevdiği kişinin sınırlarını hiçe sayarak taciz edebilir’. Eğer bir kişiyi seviyorsanız o kişinin sınırlarını taciz etmek uzun vadede aranızda kurulabilecek güveni yok eder. Tabii ki bir şeylerden şüphelenebilirsiniz. Öyle bir durumda da kişiye direkt olarak sormanız daha iyi bir yöntem.
Benzer videolar için takip etmeyi unutmayın.Ayrıca randevu almak için mesaj atabilirsiniz.
Hayatımızın erken evrelerinde yaşadığımız olayların, yetişkinlik dönemindeki ilişki seçimlerimizi, önemli ölçüde etkilediği bir gerçek.
Herkes her zaman bu durumun farkında olarak yaşamak zorunda değil.
Bu yüzden ilişki seçimlerinizde bu red flaglere lütfen dikkat edin.
İlişkiden önce sizin hayatınızı biliyor ve buna rağmen ilişkide olmayı tercih edip sizi yargılıyorsa.
Bir ilişkide olmak karşıdaki kişinin duygusal ihtiyaçlarını öğrenmeyi ve bunları karşılamayı içerir. Sizin duygusal ihtiyaçlarınızı sürekli olarak umursamıyorsa.
Tartışırken öfkelenmek son derece doğaldır. Ancak bu öfkeyi sizi korkutacak şekilde davranışlarla ortaya çıkarıyorsa. Bunun sonucunda da yanında güvensiz hissediyorsanız.
Lütfen bu ilişkide daha fazla bulunmayın. Aklınızda soru işaretleri varsa, seansta bunları konuşmak için bana mesaj atabilirsiniz.
Off,
bir türlü anlamıyorum
işimi değiştirdim,
evimi değiştirdim,
ilişkimi değiştirdim,
yaşadığım şehri değiştirdim,
hatta arkadaşlarımı bile değiştirdim,
ama içten içe hala kötü hissediyorum,
hala hiçbir şey değişmemiş gibi.
Neden iyi hissedemiyorum, bilemiyorum?
Çünkü yaptığın değişiklikler yüzeysel.
Anlık olarak kendini iyi hissettirebilir.
Bunda bir sorun yok.
Ancak daha kalıcı bir değişim istiyorsan,
içsel süreçlerini gözden geçirmen gerekebilir.
Hissettiğin bu olumsuz duyguları gerçekten keşfetmek ve kalıcı değişiklik için, terapi sürecini değerlendirebilirsin.
Süreç hakkında bilgi almak için çekinmeden mesaj atabilirsin.
Birçok kişinin ilişkilerde yaptığı en önemli hata bu.
Hem kendi sağlığınız hem de ilişkinizin sağlığı için, sadece veren taraf olmayın.
Kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı etmeyin.
Sizi siz yapan şeylerden vazgeçmeyin.
İlişkide olduğunuz kişiye karşı kibar olurken, tartışmadan kaçmak için düşündüklerinizi aktarmaktan vazgeçmeyin.
Bu davranışı çok fazla yapmak ilişkinizi içten içe bitirebilir.
Kendiniz olmaktan vazgeçtiğiniz her an, gelecekte karşıdan benzer bir bektide olmanıza yol açabilir.
Ve unutmayın sadece karşıdakini memnun etmek için yaşadığınız bir ilişki, eninde sonunda size pişmanlık getirecektir.
Bu farkındalığa ihtiyacı olan kişiler ile bu videoyu paylaşabilirsiniz. Benzer videolar için de takip edip, randevu için mesaj atabilirsiniz.